Hekimlikte Bütüncül Anlayış

Hekimin Bütüncül Tıp Yaklaşımıyla Değerlendirmesi Nedir?

Son birkaç yıldır insanlardan bütüncül tıp veya holistik tıp bakış açısıyla ilgili çok fazla soru aldığım için bu konu üzerine konuşmak istedim. Aslında bütüncül çerçevede yaklaşım, acillerde, ASM’lerde, polikliniklerde hepimizin bildiği yaklaşımdır. Hasta yoğunluğunun fazla olması vs. sebeplerden ötürü hasta başına düşen süre kısaldığı için hakkını vererek yapılamamaktadır. M.Ö.’lerde Hipokrat ve öğrencilerinin, bin yıl önce İbn-i Sina’nın yaklaşımı, binlerce yıl uygulanan kadim Uzak Doğu tıp yaklaşımı da bütüncül tıptan başka bir şey değildi.

İnsanı esas alan, insan insana, can cana yaklaşım: bütüncül tıp.
Bütüncül Tıp, “her birey tektir, özeldir, biriciktir, benzersizdir” mantığından hareketle kişiyi bütün olarak ele alıp kişiye özel sağlık yönetimini esas alır. İlla hasta olmamız gerekmez. Bütüncül Tıp, hayatının kontrolünü kişinin eline teslim eder. Başrolde birey vardır. Bireyin hikâyeleri vardır. Bireyin genetiği vardır. Ve hatta psikososyal durumu, yaptığı iş, doğduğu, büyüdüğü, yaşadığı çevresel faktörler gibi daha birçok kişiyi etkileyen faktör vardır… Ve tüm bunlar ve daha fazlası dahil edilerek bireyin değerlendirilmesidir.

Dümenin başında hasta olmak üzere… Hekim kişiye, kendi yapmadıkça egzersiz yaptıramaz. Beslenmesini düzenler; ancak nasıl beslendiğine karışamaz. Uyku konusunda aydınlatır, ne zaman uyuduğunu bilemez. Nasıl nefes alması gerektiğini anlatır; nasıl nefes aldığının kontrolü bireyin elindedir. Ve bu, kişinin kendi canından canına, hekiminin rehberliğinde yaptığı bir yolculuktur. Ve gerçekten ama gerçekten iyileşmek istemeyen bir bireye, dünyanın hiçbir yerinde bunu yaptıracak bir hekim yoktur.

Bütüncül Tıp uygulamaları, bireyin ihtiyacına göre, modern tıpta tıkandığımız özellikle kronik hastalıklarda modern tıbbı da içine alarak, tedavilerde hastanın faydasına olacak her iki yaklaşımı da kullanır. Ve bütüncül tıp, birey özelinde bir yaklaşım sergilerken konsültasyon müessesesini de azami ölçüde kullanır.

Bütüncül Tıp, modern tıpla birlikte ozon, fitoterapi, aromaterapi, apiterapi, homeopati, solunum teknikleri, kişiye özel egzersiz yöntemleri vs. gibi birçok yöntemi de bireyin ihtiyacına göre kullanır.
“NEDEN?” diyenlere, “NEDEN OLMASIN?” diyorum.

Eğer hastanın ihtiyacı varsa ve ona iyi gelecekse…
30 yıldan fazla konvansiyonel tıp alanında dirsek çürütmüş, gece gündüz binlerce bireye dokunmuş bir hekim olarak…
Ve bütüncül tıpla klasik tıp, birbirlerini tamamlayan yöntemler içerir. Birinin diğerine tercih edilmesi gerekmez.

Modern Tıp, sadece belli hastalıklara tanı koyma, onları çeşitli yöntemlerle (ilaç tedavileri, yatarak tedavi, cerrahi müdahale vb.) tedavi etme uygulamalarıdır. Bütüncül Tıp ise tüm bu uygulamaları kapsamanın yanı sıra bireyi sadece beden sağlığı ile değerlendirmez. Ruhsal hayatını ve özel hayatını nasıl yaşadığı gibi kişiyi birebir etkileyen bütün faktörleri değerlendirir ve sorgular. Hastalığın kök nedenlerini araştırır. Hastanın doğal dengelerini gözeterek hareket eder. Bu detayları elde ettikten sonra hastaya bir yaşam şekli, bir hayat planı sunar.

Tabii ki direksiyonda her zaman hasta oturur; hekim sadece kopilot koltuğunda hastaya yolu tarif eden veya sürücü dersi veren rehberdir.

İyileşme yolculuğunda hiçbir hekim yoktur ki hastasını zorla bu yolculuğa çıkartabilsin.
Klasik yaklaşımda hastalıklara savaşılacak düşman gözüyle baktık: Veremle savaş, kanserle savaş…

Savaş arenası da bedenimizdi.
Tıpkı Mevlânâ’nın dediği gibi:
“Telaşlanma; hastalandığın için değil, doğduğun için öleceksin.”

Oysa iyileşme bedenimizin bizzat kendisindedir. Milyonlarca yılın bilgeliğine sahip beden, bu bilgiyi ya unutmuştur ya da yoldan çıkmıştır.

Zaten bütüncül tıp hekimi de bedene unuttuğu iyilik hâlini, bedenin sahibiyle iş birliği içinde tekrar hatırlatır.
Bütüncül tıp, hastalıkları düzeltilmesi gereken bir dengesizlik olarak ele alır. Esas olan dengedir.
Burada, ODM Modeli’ni bulan ve geliştiren hocam, büyük usta Tamer Dövücü’nün bir sözünü alıntılamadan geçemeyeceğim:

Üstat der ki, bizi bize anlatırken:
“Savaşmayın, yenmeye çalışmayın, bastırmayın, görmezden gelmeyin…
Sadece anlayın…
Kendinizle mücadelede kazansanız da kaybedersiniz…
Sadece anlayın…
Bırakın, doğru yere otursun.”
— Tamer Dövücü


Hekim, cana dokunandır. Candan cana iyiliğe giden yolculukta rehberlik edendir.
Ve bizi hastalandıran hastalıklar değil; onlara yüklediğimiz anlamdır.
O yüzden bütüncül tıpta, bilimin tüm verileri kullanılarak (laboratuvar, görüntüleme yöntemleri, patoloji…) hasta, bilimin temelinde; beden, zihin ve ruh bütünlüğü ele alınarak irdelenir.
Hekimler olarak bizler, absenin üzerini silip geçmeyiz.
Abseyi önce uygun çevresel koşulları düzenleriz, hatta bazen hastayı ameliyathaneye alırız.

Hatta küçük cerrahi girişim bile olsa, hastanın korkması gibi bir durum varsa hekim onu rahatlatmaya çalışır.
Bu, psikolojik bir müdahaledir de.

Bu, bazen bir gülümsemedir, bazen tatlı bir sözdür, bazen zarif bir dokunuştur, bazen hafif mırıldanılan bir ezgidir ve bazen hoş bir fıkradır.
Abseyi açmadan bile çevresini temizler, öyle açarız ve irini boşaltır, tekrar içini de temizleriz.
Tekrar temizlik yapar, gerekli müdahaleyi yapıp kapatırız.
Hatta ek hastalıklarına göre önerilerde bulunuruz.

İlaç gerekiyorsa veya C vitamini, çinko vs. gibi yara iyileşmesinde ekstra öneme sahip vitaminleri yazarız.
Kişiye özel, yaranın durumuna göre ekstra yaklaşımlarda bulunuruz.
İşte bu, pek çoğumuzun başına gelmiş bir durumdur ve dört dörtlük bütüncül tıp uygulamasıdır.
Ve her aşaması candan canadır.

Bütüncül Tıp hekimliğini, bütüncül tıp yaklaşımını öğrendiğim, sayın Tamer Dövücü hocam gibi, hekimliğime farklı bakış açıları kazandıran hocam sayın Dr. Murat Baş konuyu çok güzel özetler:

“Bilimsel temellere dayanan ve şüphe sanatı olan bilimsel gerçeklikle bir olguyu, bir vakayı, bir hastalığı açıklamaya çalışan; sonra da iyileşmesi için ona yol gösteren, daima şüphe eden, sorgulayan, kesin hüküm vermeyen, olabilirlikler üzerinde hastası için en fazla yarar sağlayacak, en etkili olduğunu düşündüğü yöntemi kendi tecrübesi ile birlikte harmanlayıp uygulayan hekime bütüncül tıp hekimi denir.

Bütüncül tıp uygulamaları yapan bir hekimi görmek istediğinizde, karşınızda kesin konuşmayan, hüküm vermeyen, sizi yargılamayan, sizi dinleyen, sizi muayene eden; bedeniniz ile zihniniz arasındaki o kopmuş, parçalanmış yapıyı iyileştiren bir hekim görürsünüz.”

Bütüncül yaklaşımla kendimize bütüncül yaklaşabildiğimiz, benimize sıkı sıkı sarıldığımız nice sağlıklı günlere…
Sağlıkla kalın.